1000 Yaşına Kadar Yaşayabilecek İlk İnsanlar Şu An Aramızda

585100-3-4-e31cd

Binlerce yıllık insanlık tarihi, gençleşmek, genç kalmak, uzun ömürle ilgili mitlerle, efsanelerle ve yanlış uygulamalarla doludur.

Kleopatra’nın özel süt banyosundan, Dedekorkut’a, ölümsüzlük iksiri bulduğu düşünülen Lokman hekimden, batı dünyasının edebiyat ve sinema hayatına yön veren kan ile beslenen vampir mitlerine kadar ve çok daha fazlası tüm kültürlerde halen insanlığı cezbetmeye devam ediyor.

Bugün çok daha fazla insan kök hücre tedavisine merak duyuyor. Ne olduğunu bilmese bile dayanılmaz bir çekiciliği var. Hatta şu an okurken siz bile, ne olduğunu bilmeseniz dahi dayanılmaz bir heyecan ve mutluluk duyuyor olabilirsiniz.

Aynı mit ve efsanelerdeki gibi. Bu konuda da gerçekten haklısınız çünkü kök hücre tedavisi insanoğlunun elindeki en güçlü silahı. Evet halen mükemmel değil, evet halen emekleyen bir bebek olgunluğunda ancak ayağa kalkıp koşacağı günler uzak durmuyor.

Kaldı ki günümüzde bu şekilde tedavi olan, baston bırakan, genç görünen kişiler aramızda dolaşıyor. Başlıkta da yazdığım gibi önümüzdeki on yıllarda yapılacak gelişmelerle bu yüzyıl içinde yaşayan bazı bireyler yüzlerce yıl hatta binlerce yıl yaşayacak gibi görünüyor. Kim bilir belki de siz onlardan biri olursunuz?

Kök hücreler içimizde, kendi yedeklerini alarak çoğalabiliyorlar, özel dokuların yerini alabiliyorlar, onlara dönüşebiliyorlar, en önemlisi sadece güzel görünmekten ziyade en baştaki yıllarınıza döndürecek sıfır kilometre doku, organ onarımı yapıyorlar. Enerjinizi gençlik yıllarına yükseltiyor, eklem kireçlemesi, cilt kırışıkları gibi yaşlanmayla ilgili etkileri geri döndürüyorlar. Yapay değiller, alerjik değiller, yan etkileri yok. Kısacası gençleşmenin sırrı içimizde saklıymış ve binlerce yıllık yazılı insanlık tarihinde, önemini henüz son 10 yılda fark edebildik. Evet mitlerle, efsanelerle hep hissediyorduk oradaydı, şimdi ise nerede olduğunu biliyoruz.

Kök Hücre Göründüğünden Daha Fazlası
Modern tıp yöntemleri yaşlılığın görünen etkilerini ortadan kaldırmakta başarılı iken yaşlılığın asıl sebeplerine etki edemiyor.

Örneğin, kozmetik bilimi ve kozmetik cerrahi cildinizi belki genç gösterebilir ancak enerji seviyenizi yükseltmez, ağrılarınızı geçirmez, yıpranmış eklemlerinizi düzeltmez.

Yaşlılıkla hücresel hatta moleküler seviyede mücadele etmek gerekir. Üstelik bu majör bir girişim, ağrılı bir cerrahi ve yara iyileşmesi olmadan yapılabilir.

Kök hücrelerin anti-aging üzerine etkilerinden şöyle bahsedebiliriz;
-Eklem yıpranmalarının azaltılması,
-Hücre, doku ve organların yenilenmesi,
-Enerji seviyesinde artış,
-Kas gücünde artış,
-Deride sıkılaşma,
-Yaşlılıkla ilgili lekelerin azalması,
-Çizgi ve kırışıklıkların azalması.

Kök Hücre Sayısını Artırıyoruz
Hayatımız boyunca kök hücreler vücudumuzda bulunuyor. Aslında bizi sağlıklı tutmak, zedelenme durumunda onarmak, hastalık durumlarında iyileşmemizi sağlamak için bu yetişkin kök hücrelere ihtiyacımız var. Hastalık tedavisi ve hastalık önlemede yetişkin kök hücrelerin keşfi modern tıp için büyük önem taşıyor. Kök hücre keşfiyle beraber kök hücrelerin altın çağı başlamak üzere. Anti-aging sadece onlardan biri.

Tüm kök hücreler kemik iliğinden köken alır. Yaş ilerledikçe kök hücre sayımızda azalır. Sonuç ise yaşlanmadır. İyileşmede yavaşlama ve yaşlılıkla ilişkili rahatsızlıklar ortaya çıkar. Cerrahi etkili bir tedavi olsa da yaşlanma etkilerini maalesef geri çevirmiyor.

Kanda dolaşan hücreler arasında;
-Yeni doğan bebekte her 10.000 hücreden 1’i kök hücre iken,
-18 yaşında her 100.000 hücreden 1’i kök hücre,
-30-40 yaşlarında her 400.000 hücreden 1’i kök hücre,
-60-70 yaşında her 1.000.000 hücreden 1’i kök hücre,
-80 yaşında her 2.000.000 hücreden 1’i kök hücredir.

Şanslıyız ki, modern tıp yöntemleriyle kök hücreleri cilt altı yağ dokudan, kemik iliğinden fazla sayıda elde etmek, hatta bakanlık izni ile dış ortamda milyarlarca sayıya dahi çoğaltmak mümkün. Daha sonra fazla sayıdaki kök hücre sorunlu bölgelere enjekte edilebilir veya damardan dolaşıma geri verilebilir. Böylece yeni kök hücreler, enerji seviyenizi yükseltir, organların yaşlanma ve yıpranma etkileriyle savaşır, cildinizi yenileyerek doğal parlaklığına, esnekliğine ve gençlik görüntüsüne kavuşabilirsiniz.

Organların Yaşlanmasıyla Savaşıyor
Kök hücreler damardan veya başka yollarla tüm organlara ulaşabilir böylece onarım, rejenerasyon ve iyileşme sağlanır. Kök hücre tedavisiyle ulaşılabilen dokular;
Adrenal bezler, apandisit, mesane, beyin, gözler, safra kesesi, kalp, bağırsaklar, böbrekler, karaciğer, akciğerler, yemek borusu, pankreas, hipofiz bezi, prostat, skin, mide, timus, tiroid, damarlar.

Gençlik Yıllarınızdaki Enerji Seviyesine Yükseltiyor
Kök hücre tedavisi sadece anti-aging amaçlı değil yaşla ilişkili birçok sorun da kullanılabilir. Organ ve dokuların onarımından, hücresel düzeyde enerji artışı ve iltihabın baskılanmasına kadar geniş bir yelpazede kullanılabilir.

Kişinin enerjisini çalan, azaltan hastalıklar arasında;
-Otoimmün rahatsızlıklar
-Kireçleme
-Böbrek hastalığı
-Akciğer ve karaciğer rahatsızlıkları
-Kalp rahatsızlıkları
-Dolaşım sorunları bulunmaktadır.

Kök hücre bu gibi durumları çözerek, onararak enerjiyi arttırır. Hasarlanmış hücreler, sağlıklı hücreler ile değiştirilir ve tüm sistem sorunsuz çalışmaya başlar.

Ne kadar çok kök hücre dolaşımda bulunursa o kadar iyileşme gerçekleşir ve sağlığınıza yansır. Yani kök hücreniz fazlaysa iyileşme kabiliyetiniz de fazladır. Tedaviler buna dayanmaktadır.

Yaşlılığın Ciltteki Yıpratıcı Etkilerini Onarıyor
Dolaşımda ne kadar çok kök hücreniz varsa o kadar yaşlanmanın olumsuz etkileriyle savaşabilirsiniz. Aynı şekilde en büyük organımız olan cildimiz de kandaki kök hücre sayısından etkilenir. Yeterli kök hücre varlığında cildimizde anti-aging etkiler görünür.

Böylece;
-Deri elastikiyeti ve sıkılığı artar,
-Çizgi ve kırışıklıklar azalır,
-Güneş, hava kirliliği gibi çevresel etmenlere karşı direnç artar,
-Hücre ömrü uzar ve cilt sağlıklı görünüm kazanır.

Sağlıklı ve Ağrısız Günler Dilerim…

Uzm. Dr. Aşkın Nasırcılar

Sorularınız İçin : askinnsr@hotmail.com

Telefon : 0532-055-07-84

http://www.milliyet.com.tr/1000-yasina-kadar-yasayabilecek-ilk-insanlar-su-an-aramizda-pembenar-yazardetay-saglik-2639379/

Kök hücre nakli, MS hastalığının kaderini değiştirebilir

_100474670_gettyimages-522396052

Bilim insanları, kök hücre naklinin MS (multiple skleroz) hastalığının ilerleyişini durdurabildiğini ve semptomları azaltabildiğini ortaya koydu.

Tıp uzmanları, bu buluşun MS tedavisinde bir dönüm noktası olabileceğini söyledi.

ABD’den Brezilya ve İsveç’e farklı ülkelerden 100′den fazla hastanın katıldığı deneyler sırasında, önce kanser ilaçlarıyla hastaların bağışıklık sistemi zayıflatıldı, sonra kök hücre nakli uygulanarak hastaların bağışıklık sistemi yeniden toparlandı.

Bu hastaların tamamı RRMS türü MS hastalığı semptomları gösteriyor, yani hastalığa ataklar ve onu takiben iyileşme periyodları eşlik ediyordu.

Katılımcılardan belli bir gruba Hematopoetik (kan yapıcı) kök hücre nakli, diğerlerinde ilaç tedavisi uygulandı.Bundan bir yıl sonra kök hücre nakli yapılan 52 katılımcıdan sadece birinin MS hastalığı kötüye gitti.

Yaklaşık 3 yıl boyunca yapılan incelemeler sonucunda, bu hastalardan sadece üçünde kök hücre tedavisinin başarısız olduğu görüldü.

Öte yandan, ilaç tedavisi gören gruptaki 50 kişiden 39′unda bir yıl sonunda hastalığın nüksettiği saptandı.

Üç yıl sonra yeniden bakıldığında, ilaç tedavisi gören bu gruptakilerin yüzde 60′ında tedavi başarısız oldu.

Araştırmanın bulgularından biri de, kök hücre nakli olanlarda MS hastalığının getirdiği engelliliklerin azaldığıydı.

BBC’ye konuşan tıp uzmanları, sonuçların özellikle ilaç tedavisine karşı direnç gösteren hastalar için umut veren bir buluş olduğunu söyledi.

Kök hücre nakli 40 bin dolardan fazla tedavi masrafı gerektiriyor. Bu, MS ilaçlarının yıllık masrafına denk.

MS hastalığı neden oluyor?

MS hastalığında vücudun kendi savunma sisteminin saldırması yüzünden sinirlerin etrafında bulunan miyelin denen yalıtıcı madde zarar görüyor.

Elektrik kablolarının etrafındaki plastik gibi sinirler de miyelin denen bir protein ile çevrili.

Ancak MS hastalığı sinirlerin etrafındaki miyelinin zarar görmesine neden oluyor ve elektrik uyarılarının vücuda iletilmesi zorlaşıyor.

Böylece sinirlerin uyarıları iletme kabiliyeti azalıyor; bu da beynin zarar görmesine, kan, oksijen ve doku yapımında azalmaya neden oluyor.

Semptomlar ise yorgunluk, denge kaybı, kas spazmı, hareket sorunları, acı ve konuşma ile ilgili sorunlar olarak ortaya çıkıyor.

Kaynak: http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-43454291

Kanser tedavisinde kök hücre nakli

f7192a16-ddc4-4ce7-92f4-2c2b3c981009-208172_1

Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Aynur Uğur Bilgin, “Kanser çağımızın en sık görülen hastalıklarından biri. Tedavisi türüne göre değişiyor. Hastalar bu süreçte zorlu günler geçirebiliyor. Kanser tedavisinde kök hücre ise hastalara yeni bir umut ışığı oluyor” dedi.
Kök hücre naklinin çok kısa bir süre öncesine kadar çaresiz gözüken, hatta ölümcül olabilen kan kanseri, nükseden lenf bezi kanseri ve kemik iliği kanseri gibi birçok hastaya yaşam sunarak umut ışığı oluşturduğunu söyleyen Ankara Horu Hastanesi Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Aynur Uğur Bilgin, kök hücrelerin özelleşmemiş ya da farklılaşarak birtakım işlevler kazanmamış hücreler olup, sınırsız bölünebilme ve kendini yenileyebilme özelliğine sahip olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Bilgin, bunların vücudumuzdaki bütün doku ve organları oluşturan ana hücreler olduğunun altını çizdi. Hematopoietik kök hücrelerin kırmızı kan hücreleri, beyaz kan hücreleri ve trombositleri üreterek kan dolaşımına veren hücreler olduğuna vurgu yapan Bilgin, kök hücrelerin kemik iliğinde ve göbek kordonunda bol miktarda, daha az oranda çevre kanında bulunduğunu anlattı. Prof. Dr. Bilgin, iyi huylu ya da kötü huylu birtakım hastalıklar nedeniyle zarar görmüş, işlevini kaybetmiş kemik iliği kök hücrelerinin yeniden oluşturulması amacıyla kişiye kendisinden ya da bir başka uyumlu vericiden sağlıklı hematopoietik kök hücrelerin verilmesi işlemine kök hücre nakli denildiğini bildirdi.

GÜVENİLİR VE HIZLI YÖNTEM

Kemik iliğinin kök hücrelerden zengin olduğu için kök hücre nakillerinde ilk kullanılan kaynak olduğunun altını çizen Prof. Dr. Bilgin, günümüzde hem alıcı hem de verici açısından güvenilir, hızlı ve daha az rahatsız edici olması nedeniyle çevre kaynaklı kök hücrelerin tercih edildiğini belirtti. Son yıllarda göbek kordonundan elde edilen kök hücrelerin de nakillerde kullanıldığını belirten Bilgin, “Kök hücre nakli işlemi öncesinde hastaya kemoterapi veya ilaçlar uygulanarak kemik iliği boşaltıldıktan sonra hastanın kendisinden veya doku uyumlu sağlıklı vericiden alınan kök hücreler verilir. Bu işlem sonrasında kök hücreler alıcının iliğine yerleşir, çoğalır ve yeniden hematopoietik hücreler üreterek yeni kan hücrelerini üretmeye ve bağışıklık sistemini yeniden yapılandırmaya başlar. Hastanın kan değerlerinin düzelmeye başlaması 2-4 hafta içerisinde gerçekleşir. Bu sırada hasta doktoru tarafından yakın takip edilir. Özellikle kan değerlerinin düşük olduğu günlerde bazen her gün kan desteğine ve enfeksiyon durumunda antibiyotik başlanmasına ihtiyaç duyulmaktadır” diye konuştu.

HASTALIĞIN EVRESİ ÖNEMLİ

Kök hücre naklinin bazı kötü huylu lösemi-kan kanseri, lenfoma-lenf bezi kanseri, multipl myelom-kemik iliği kanseri vb. kan hastalıkları, aplastik anemi gibi bazı kemik iliği yetmezlikleri ile doğumsal kan hastalıklarının tedavisinde günümüzde başarı ile uygulandığını ifade eden Prof. Dr. Bilgin, “Alıcının altta yatan hastalığı, hastalığın evresi ve son durumu, aciliyeti, uyum durumu, verici özellikleri ve tercihi bu durumlarda belirleyicidir. Çevre kanı günümüzde en çok tercih edilen türüdür. Otolog kök hücre nakli alıcıya kendi kök hücrelerinin verilmesi ile allogeneik kök hücre nakli alıcıya tam uyumlu bir başka birisinden kök hücrelerin verilmesi ile haploidentik kök hücre nakli alıcıya birinci derece yarı uyumlu akrabalarından alınan kök hücrelerin verilmesi ile sinjeneik kök hücre nakli de alıcıya tek yumurta ikizinden alınan kök hücrelerin verilmesiyle gerçekleştirilir. Bir başka bireyden yapılan nakillerde mümkünse tam uyum aranır. Bu durumda başarı oranlarının daha yüksek olduğu açıktır. Ancak günümüzde teknoloji ve takip yöntemlerinin gelişmesi ile tama yakın, hatta yarı uyumlu nakiller ile de başarı oranları oldukça yüksektir. Göbek bağı kanından yapılan nakillerde ise uyum 6/6, 5/6 veya 4/6 düzeyinde kabul edilebilir oranlardır” dedi.

KÖK HÜCRELER DONDURULUYOR

Hastanın kendisinin kök hücreleri kullanılacağı durumlarda öncelikle altta yatan hastalığın birtakım ilaç-kemoterapilerle iyileştirilmesinin gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Aynur Uğur Bilgin, “Daha sonra ise kullanılacak kök hücre yöntemine göre bazı ilaçlar kullanılarak hastadan kök hücreler toplanarak dondurulur ve kök hücre nakli gününde tekrar çözdürülerek hastaya verilir. Allogeneik nakillerde ise yine kullanılacak kök hücre kaynağına göre vericiye bir takım ilaçlar verilerek vericiden kök hücreler toplanır ve alıcıya verilir. Böylece tedavi sırasında hasar gören kemik iliği kök hücrelerinin yeniden yapılanması ve kendini onarması sağlanmış olur. Deneyimli ve tam donanımlı bir ekip tarafından yönetildiği takdirde yüksek başarı oranları ile bu dönem tamamlanmaktadır” diye konuştu.

(İHA)

http://www.bursa.com/kanser-tedavisinde-kok-hucre-nakli-n327146/

Hastalıkların Tedavisi İçimizde Saklı

Evet başlığı yanlış okumadınız. İçimizde saklı olan bu tedavi yöntemi aslında kök hücrelerimiz…

Peki kök hücre nedir?
Aslında kök hücre ‘köken’ anlamına geliyor. Hepimiz anne ve babamızdan gelen birer hücrenin birleşip çoğalmasıyla dünyaya geliyoruz. Bu iki hücre önce birbirinin aynısı 4 hücreye, sonra 8 hücreye sonra 16 hücreye çoğalıyor ve böyle katlanarak gidiyor.

Evet yanlış duymadınız. Birbirinin aynı hücreler…

Nasıl oluyor da birbirinin aynısı hücreler ile gözümüz, cildimiz, kemik ve kıkırdaklarımız, kalbimiz, akciğerlerimiz, böbrek, beyin ve sinir dokularımız gibi farklı dokular meydana gelebiliyor. İşte kök hücre diye bahsettiğimiz birbirinin aynısı olan bu hücreler, sadece bulundukları ortamın özelliklerine göre farklılaşarak tüm bu farklı dokulara dönüşüyor. Yani hücrelerin hangi doku ve organa gelişeceği, bulundukları çevrenin kimyasal özelliklerine göre belirleniyor.

İşin en ilginç yanı, doğduktan sonra hatta tüm hayatımız boyunca, benzer kök hücrelere de sahibiz. Herhangi bir hasar, zedelenme halinde uykudan uyanarak hasarlı dokuyu onarmaya çalışıyorlar. Ancak çok az sayıdalar ve yaşla da giderek azalıyorlar.

Örneğin, yeni doğan bir bebekte 10.000 hücrenin 1 tanesi kök hücre iken, 30-40 yaşlarında biri için her 400.000 hücreden sadece 1 tanesi kök hücredir. Neyse ki günümüzde modern tıbbın verdiği imkanlarla kök hücreleri çok sayıda elde etmek, hatta bakanlık izni ile onları milyar adede kadar çoğaltmak mümkün. Böylece çok sayıda kök hücre verdiğimiz zaman teorik olarak hasarlı bölgeyi tamamen onarmak mümkün görünüyor.

Elbette şuan halen emekleme ve gelişme aşamasında olan bir tıp dalı fakat önümüzdeki yıllarda öneminin giderek artacağına emin olabilirsiniz. Rejenerasyon tıbbı yani onarım tıbbı yakın geleceğin önemli bir alanı olacaktır diyebilirim. Çünkü bugün kronik dediğimiz ve ilaçlarla tamamen çözemediğimiz eklem kireçlemeleri, romatizmal hastalıklar, dejeneratif bel, boyun rahatsızlıkları, kas, bağ yırtıkları, otoimmün hastalıklar (SLE, Skleroderma, Hashimato vb.), parkinson, alzheimer, MS, inme ve travmaya bağlı felç, sinir hasarları, kas hastalıkları, şeker hastalığı, böbrek yetmezlikleri, kalp yetmezlikleri, ,kronik obstrüktif akciğer hastalıkları (KOAH), cilt yenileme anti-aging amaçlı hatta erektil disfonksiyonda bile kanıtlanmış etkileri mevcut.

Kesin çözüm denilebilir mi?
Henüz hayır…

Emekleme aşamasında, bu nedenle kesin çözüm diyemiyorum sadece zararı olmayacağını, çok faydası olabileceğini söyleyebilirim. Burada büyüleyici olan kendi hücrelerinizin kendi ilacınız olması. Bireysel çabalar söz konusu olduğu için maalesef hızlı ilerleyemeyen bir tıp dalı. Çünkü para kazanmak isteyen yatırımcıların ve ilaç firmalarının sizin hücrelerinizden bir kazancı yok. Hücreler sizin olduğu için patent alınamaz, dolayısıyla bu devrimsel ve gerçek tedavi edici tıp dalı maalesef ki bireysel çabalar ve araştırmalar yoluyla ilerliyor. Bu nedenle diğer teknolojik gelişmelere kıyasla yavaş kalıyor.
Hatta bazı firmalar kök hücreleri eczaneden alınabilecek serum gibi pazarlama yollarına da girmiş durumda. Tabi bu amaçla daha çok embriyoniğe yakın diyebileceğim kordon kanı kök hücreleri
kullanılıyor.

Ancak sorun şu ki; bu hücreler sizin değil.

Her ne kadar yenidoğan bebeğe ait sıfır kök hücreler yabancı proteinlerle tanışmadıkları için farklı kişide bağışıklık reaksiyonu geliştirmeseler de, sonuçta size ait değil ve ileriki dönem risklerini kestirmek güç. Ancak kemik iliği reddi olan Graft Versus Host Hastalığını bastırma amacıyla günümüzde başarı ile kullanılmaktadır. Hazır halde bulunmaları ve 4-6 hafta çoğaltma için beklenmemesi nedeniyle kemik iliği reddi olan, zamanla yarışılan bu hayati rahatsızlıkta hastalar için bulunmaz bir tedavi seçeneğidir.

Her kök hücre aynı mıdır?
Kök hücreler aslında çeşit çeşittir. Mezenkimal adı verilen multipotent kök hücrelerin başta saydığım kronik rahatsızlıklar üzerine etkileri birçok bilimsel çalışma ile gösterilmiştir. Mezenkimal kök hücreler her dokuda bulunabilir ancak en fazla kemik iliği ve yağ dokusunda bulunurlar. Bunun yanı sıra çok az sayıda sinoviyum dediğimiz eklem zarında ve kanda da bulunurlar. Amaç mümkün olduğu kadar çok sayıda kök hücre vermek olduğu için, en fazla bulundukları yerler kemik iliği ve yağ doku kaynaklarıdır. Ayrıca başta bahsettiğim gibi ufak doku biyopsisi alınarak Sağlık Bakanlığı izni ile kültür ortamında çoğaltma ve uygulama imkanı da bulunmaktadır.

Kök hücrelerin elde edilmesi nasıldır?
Kemik iliğinden aspirasyon yoluyla ya da mini liposuction dediğimiz karın bölgesinden az miktarda yağ dokusu alınarak ve sonrasında çeşitli laboratuvar işlemlerinden geçirilerek elde edilirler.

Uzun süre beklemek ya da hastanede yatmak gerekir mi?
Günübirlik bir işlemdir, yatış gerekmez. Aynı gün içinde sizden alınırlar. 1-3 saat içinde hazırlanırlar. Hemen uygulanarak sonrasında evinize gidebilirsiniz.

Uygulama yöntemi nasıldır?
Uygulamak istenilen rahatsızlığa göre değişmekle birlikte eklem, omurga, kas gibi bölgesel sorunlarda doğrudan sorunlu yere enjekte edilebilir ya da diğer sistemik sorunlarda doğrudan kolunuzdaki damardan geri verilebilir. Hatta nazal yani burun yoluyla dahi verilebilir. Kök hücrelerin önemli özelliği sorunlu bölgeyi bulmalarıdır yani siz damardan verdiğiniz zaman sorunlu bölgeye giderek onarım yapmaya başlarlar ve işaretli çalışmalarla kalp, böbrek, pankreas, beyin gibi dokularda hasarlı bölgelerde çoğaldıkları gösterilmiştir.

İşlem Ağrılı mıdır? Tedavi Sonrası ağrılı mıdır?
Hayır uygulamalarda bölgesel uyuşturma yapılır. Bazen sedo-analjezi dediğimiz sakinleştirici uygulanabilir ancak şart değildir. Uygulama günü ağrı olabilir ancak şiddetli değildir. Parasetamol tarzı ağrı kesiciler 1-2 gün kullanılabilir.

Sonrasında dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?
En önemli nokta kök hücrelerin onarım başlatabilmesi için iyileşme inflamasyonuna ihtiyaç olmasıdır. Bu nedenle parasetamol sınıfı ağrı kesiciler hariç diğer tüm ağrı kesicilerin kullanılmaması gerekir. Diğer önemli bir konu; kök hücre eklemlere uygulanmışsa aşırı yük vermekten kaçınmak hatta bir süre baston kullanmak gerekebilir.

Son olarak söyleyeceklerim ve önerilerim;
Kök hücreler ile tanışmam 2002 yılında Hacettepe Üniversitesi kemik iliği transplantasyon bölümünde çalışmam ile oldu. Açıkçası o zaman bu konudan çok büyülendim. Kendi kendime dedim ki, ”Nasıl olurda tüm bilim adamları bu yöntemle ilgilenmez?

Romatizmal hastalıkları, şeker hastalığını, böbrek, kalp yetmezliklerini ilaçla destekleme yerine kendi hücrelerinizle onarma ve tedavi imkanı hatta kendi hücrelerinizle yeni organ üretebilme imkanı. Olasılığını düşünmek bile harikaydı. Kaldı ki 1998 yılında iltihaplı romatizmal spondiloartropati rahatsızlığına yakalanmıştım ve ilaçlar yeterince etkili gelmiyordu. Kendime sürekli çözüm arıyordum. Çözümsüzlüğün kronik hastalığın ne demek olduğunu iyi anlamıştım. O dönemden beri 20 yıl geçti ancak maalesef bahsettiğim sebepler yüzünden rejenerasyon tıbbının hak ettiği hızda ilerlediğini söyleyemeyeceğim. Bu arada uzun yıllar gelişmeleri takip ederek etkili olduğunu gördüğüm tedavi yöntemlerini birleştirdim. Tecrübelerim doğrultusunda, hastaları anlayan bir hekim ve başta hasta olarak hayat kalitelerini artırmayı amaçladım. Tüm hastalardan da doktorlarından kök hücre tedavilerini talep etmelerini öneririm.

Sevgi ve Saygılarımla…

Uzm. Dr. Aşkın Nasırcılar

Sorularınız İçin : askinnsr@hotmail.com

Telefon : 0532-055-07-84
579591-3-4-d02a4

Kök Hücre Nakli ile İnsülin Tedavisinde neredeyiz?

Prof. Dr. Temel yılmaz ile Habertürk’te yapılan röportajdan alıntı

KÖK HÜCRE NAKLİ
Kök hücreden istenen bir hücre yapılması düşüncesi aslında vücuttaki tüm hücrelerin ana hücreden oluştuğu gerçeğinden yola çıkarak kök hücrelerin birtakım işlemlerden geçirilip hedeflenen hücreye dönüştürülmesinin mümkün olabileceği mantığından hareketle ortaya çıkmış.
Kök hücre çalışmaları, ana hücreden elde edilen yeni hücrelerin tedavi amaçlı tekrar vücuda geri verilerek hasarlı dokunun tamirini amaçlıyor. Bilim insanları, kısa sürede kök hücresinden kıkırdak hücresi, kalp kas hücresi, insülin salgılayan beta hücrelerini yapmayı başardı. Ama bu çalışmalara Katolik Kilisesi ve Papa karşı çıktı. Koyu bir Katolik olan dönemin Amerikan Başkanı Bush da bu çalışmaların fonlarını rafa kaldırdı.
Ancak Amerika’da yönetim değişikliğiyle çalışma fonları yeniden desteklenmeye başladı. Diyabette bugün artık bu yöntemle bir insanın kendi kök hücresi alınıp, kimyasal işlemlerden geçirildikten sonra insülin salgılayan beta hücresi haline getirilebiliyor ve bu hücreler herhangi bir organa (özellikle karaciğer) yerleştirilip hücrenin vücuda insülin vermesi sağlanabiliyor.
Hücre, kişinin kendi hücresi olduğu için doku reddi olmuyor. Bu çalışmalarda büyük bir yol alında ancak sorun henüz tam olarak çözülemedi. İnsan organizmasındaki insülin salgısı çok sofistik, kandaki şeker düzeylerine göre kendini ayarlayabiliyor. Kök hücreden yapılan beta hücresi henüz bunu beceremiyor, aynı dozda insülin salgılıyor, bu sorunun çözümü için çalışmalar sürüyor. Özetle kök hücre nakli yakın gelecekte mümkün olacak.1633812_460x215

Almanya’dan giden ilikle hayata bağlandı

59b7aac60f25442368fde808

İSTANBUL’da inşaat işçisi İbrahim Duman’ın 17 aylık kızı Ela Nur Duman’a, henüz bir haftalıkken kan kanseri tanısı konuldu. Kemik İliği Konseyi Kararı gereğince hastanın tedavisi amacıyla kök hücre nakli planlandı. Ancak Ela Nur’un aile içi taramalarda doku grubuna uyumlu verici bulunamadı. Ulusal ve uluslararası tarama yapılabilmesi için ulusal kemik iliği bankası aracılığıyla uygun verici aranmaya başlandı.
Türk Kök Kemik İliği Bankası aracılığıyla başlatılan uygun verici taraması iki ay önce yanıt buldu. Müjdeli haber aileye bildirildi. Almanya’da doku grubu uyumlu gönüllü verici olduğu haberini alan aile, Antalya’daki Akdeniz Üniversitesi Hastanesi İlik Nakli Merkezi’ne yönlendirildi.
Bu arada Almanya’da gerekli işlemlerden sonra özel kurye aracılığıyla kök hücreler getirilerek Akdeniz Üniversitesi Hastanesi İlik Nakli Merkezi’ne teslim edildi.

http://www.hurriyet.com.tr/almanyadan-giden-ilikle-hayata-baglandi-40576441

Kök hücreyle yedek deri, katil hücreyle kansere umut

http://www.haberturk.com/saglik/haber/1612329-ercument-ovali-kok-hucreyle-yedek-deri-katil-hucreyle-kansere-umut1612329_940x531

Kök hücrede ‘yapay’ devrim

21krr16kokhucre-<br />
1495319713

Kanserde devrim niteliğinde çalışma. Bilim insanları, 20 yıllık bir çalışmanın ardından olgun hücreleri, yenilenen kan hücrelerine dönüştürmeyi başardı. Proje, ilik nakline ihtiyaç duyan ancak uyumlu donör bulamayan hastalara umut olacak.
20 yıllık bir çalışmadan sonra bilim insanları olgun hücreleri, kendilerini ve kan hücrelerini yenileyen primordiyal kan hücrelerine dönüştürdü. Bu çalışma ilik nakline ihtiyaç duyan ancak uyumlu bir donör bulamayan lösemi hastaları ve diğer kan hastalıkları olan insanlar için umut kaynağı niteliğinde.

Bulgular kliniğe dönüşürse, bu hastalar kendi sağlıklı hücrelerinin laboratuarda yetiştirilmiş versiyonlarını alabilecekler. Massachusetts’teki Boston Çocuk Hastanesi’nden kök hücre biyoloğu George Daley’in liderliğindeki bir grup, doğada bulunanlarla özdeş olmamasına rağmen, kan kök hücreleri gibi davranan insan hücreleri yarattılar.

New York’taki Weill Cornel Tıp Fakültesi’nden kök hücre biyolojisi uzmanı Shanin Rafii liderliğindeki ikinci bir ise grup, farelerdeki olgun hücreleri tam teşekküllü kan kök hücrelerine çevirdi. Eleştirmenler, ‘bu hücrelerin doğada var olmadığını ve sadece onları başka bir şey haline getirmekle yetinilemeyeceğini’ dile getiriyorlar. Bu iki yaklaşımdan hangisinin başarılı olacağını zamanla göreceğiz.

Kısır fareler kök hücre terapisiyle hamile kaldı

fare-220517

Çin’in Şangay şehrinde bulunan Jiao Tong Üniversitesi’nde görev yapan araştırmacılar, kök hücreler ve kısır fareler üzerinde bir çalışma gerçekleştirdi. Genç bir fareden alınan eşeyli kök hücreleri, daha önce kısırlaştırılan bir farenin yumurtalığına yerleştirildi. Kök hücre terapisi gören fare, 5 ila 8 hafta sonra çiftleştirildi.

Deneyde toplam sekiz fare kullanıldı. Bu sekiz farede altısı, çiftleşme sonucunda hamile kaldı. Fareler sağlıklı doğum gerçekleştirmeyi başardı.

Science News’te yer alan habere göre, söz konusu teknik doğurgan olmayan kadınların da hamile kalmasını sağlayabilir. Bu yöntemin insanlar üzerinde uygulanabilmesi için uzun bir süre beklemek gerektiği düşünülüyor. Yine de, eşeyli kök hücrelerin doğurganlığı sağlamak için kullanılabileceğinin kanıtlanması ileriye doğru atılmış büyük bir adım niteliğini taşıyor.

Doğurganlığı sağlamak için kök hücre terapisi dışında yöntemler de test ediliyor

Doğurganlığı sağlamak için yapılan diğer çalışmaların testlerinde de olumlu sonuçlara ulaşılıyor. Kısa bir süre önce, üç boyutlu yazıcıdan çıkarılan bir yumurtalık fare yavrusunun doğmasını sağlamıştı. Philadelphia’daki bir çocuk hastanesinde yapılan araştırmalarda ise erken doğan bebeklerin hayatını kurtarmak için yapay bir rahim geliştirilmişti.

https://www.teknoblog.com/kok-hucre-terapisi-fare-hamilelik-147866/alıntıdır

Kardeşinin kordon kanı ile yaşama tutundu, gözlerini kaybetti

Mutlu YUCA/BOLU,(DHA) – BOLU’da 2012′de kemik iliği hastası olarak dünyaya gelen Zeynep Gülcan, tüp bebek yöntemiyle dünyaya gelen kardeşinden alınan kordon kanı ile hayata tutunurken, uygun kan için uzun süre beklemesi nedeniyle görme yetisini kaybetti.
Nurcan ve Mustafa Gülcan çiftinin 5 yıl önce doğan çocukları Zeynep Gülcan’a, ‘Hemofagositik Lenfohistiositoz’ (HLH) teşhisi konuldu. Abant İzzet Baysal Üniversitesi İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki 1 yıllık tedavi sürecinin ardından iyileşen Zeynep’e, hastalığının bir süre sonra tekrar nüksetmesinin ardından ilik nakli yapılması kararlaştırıldı. Zeynep için sosyal medyada başlatılan bağış kampanyasına 100 bin kişiye yakın kişi katılarak yardım etmek istedi. Ancak Zeynep için uygun kan bulunamadı.
Bunun üzerine Nurcan Gülcan’ın geçen 7 Temmuz’da tüp bebek yöntemiyle dünyaya getirdiği ‘Umut Eymen’ adlı erkek bebeğinden alınan kordon kanı, 19 Eylül’de İstanbul’da özel bir hastanede ablası Zeynep’e nakledildi. Kardeşinden alınan kordon kanı ile yaşama tutunan Zeynep, uygun kan için uzun süre beklemesi nedeniyle görme yetisini kaybederken, yürüyemez duruma da geldi.
Mustafa Gülcan, çocuğunun tedavisi için işyerinden ayrıldığını söyleyen Mustafa Gülcan, “Zeynep ilik nakli olalı 6 ay oldu. Tedavisinin geç kalması nedeniyle yürüyemez hale geldi. Fizik tedavi görüyor umarım sağlığına kavuşur. Göz sinirlerinin hasar görmesi nedeniyle şu an görmüyor. İlik nakli için yaklaşık 3.5 yıl bir gecikme oldu, geç kalındı. Doktorlar gözleri konusunda bir tedavinin olmadığını söylüyorlar. Belki ilerleyen yıllarda göz sinirlerinin kendi kendisine iyileşebileceği söyleniyor” diye konuştu.58a43851eb10bb06a4221885